23 Haziran 2011 Perşembe
mö900'de bir bayram havası..
“Gürültü patırtının ortasında sükûnetle dolaş! Sessizliğin içinde huzûr bulunduğunu unutma! Başka türlü davranmak açıkça lüzumlu olmadıkça herkesle dost olmaya çalış! Sana bir kötülük yapıldığında, unut ve bağışla! Ama kimseye teslim olma! İçten ol! Telaşsız, kısa ve açık seçik konuş! Başkalarına da kulak ver! Aptal ve câhil oldukları zaman bile dinle onları! Çünkü, dünyada herkesin bir hikâyesi vardır.
Yalnız planlarının değil, ne kadar küçük olursa olsun başarılarının da tadını çıkar! İşinle ilgilen! Seveceğin bir iş seçersen, hayatında bir an bile çalışmış ve yorulmuş olmazsın. İşini çok seveceksin!
Olduğun gibi görün!
Ve göründüğün gibi ol!
Sevmediğin zaman, sever gibi yapma!
Çevrene nasihatlerde bulun ama, hükmetme!
İnsanların kusurlarını bulmaya çalışırsan, onları sevmeye zamanın kalmaz. Ve unutma ki, insanlığın yüz yıllardır öğrendikleri bir kumsaldaki kum tanecikleri değildir.
Kaybetmeyi, ahlâksız bir kazanca tercih et! Birincisinin acısı bir an, ötekinin vicdan azâbı bir ömür boyu sürer. Bâzı idealler o kadar değerlidir ki o yolda mağlup olman bile zafer sayılır. Bu dünyada bırakacağın en büyük miras dürüstlüktür. Yılların geçmesine öfkelenme!
Rüzgârın yönünü değiştiremiyorsan yelkenlerini rüzgâra göre ayarla! Çünkü dünya, karşılaştığın fırtınalarla değil, gemiyi limana getirip getirmediğinle ilgilenir. Ara sıra isyana yönelecek olsan da, hatırla ki yaratıkları yargılamak imkânsızdır. Doğduğun zamanları hatırlar mısın? Sen ağlarken herkes sevinçle gülüyordu. Öyle bir ömür geçir ki, sen öldüğünde herkes ağlasın!
Sabırlı, sevimli ve vefâkâr ol! Önünde sonunda bütün servetin sensin. Görmeye çalış ki bütün pisliğine ve kötülüğüne rağmen, dünya yine de insanoğlunun biricik güzel mekânıdır... (Xsenos M. Ö 9 y.y.)
22/05/2004'ten günlük sayfalarımdan bir kaçı ..
‘Bugun gece 05.00’da sahura kalktım.Sahurda yemegimi yedim.Sonra ezan okundu.Niyetimi ettim ve tekrar uyudum.Sabah kalktım ve kahvaltımı yaptım.Sonra Pendik’e gittikOradan bayramlık giyecekler alacaktık.Sonra bir magazaya girdik.Oradan pantolon, gömlek, süeter aldık.Sonra Pendik’ deki camiye gitttik.Ordan namaz kıldım ve kitapçılara baktık.Sonra eve geldik, çok acıkmıştım saat 18.30’du ve ezanın sesini duyduk.İftarımızı açtık, ödevlerime başlamıştım ve dokuz ödevimi bugun bitirmiştim.Yarın camilere gitmeyi planlıyoruz.kardeşimi çalıştırdık annemle bizim uykumuz vardı melike daha çok çalışalım dedi uykumuz oldugu için hayır dedik melike ısrar etti.yarım saat daha çalıştık.eskisinden daha çok uykumuz gelmişti ama babamı bekliyorduk.O yüzden yatıp uyuyamadık.Melike’de günlügünü yazmaya başlamıştı yazdıgı kesinlikle şudur:
Bugun uyandım Pendik’e gittim.Pazara gittik eve geldim yattım uyudum.
Çünkü hep böyle yazıyor.Birgün Melike’nin günlügüne gizlice bakarken bir de baktım yazıyorduki ”17gün yazamadım” oraya bakarken nerdeyse gülmekten bayılacaktım.Melike günlük yazmayı bırakmıştı bugun yine günlük yazmaya başladı ilerde ki zamanlarda yine gizlice bakarım ve yine kesinlikle 10-15-20 gün yazamadım diye yazmıstır.O zamanda bakınca gülmekten bayılırım.Bence Melike günlük yazmayı bilmiyor ama diyor ki ben günlük yazmayi senden daha iyi biliyorum.Ben mutfaga su içmeye gittin ve dönüyordum Melike benim günlügümü karıştırıyordu ama okuyamamış.Annem çekyatta uyuyakalmış.Bence benim günlügümün resmi Melike’ninkinden daha güzel.Annem de benimkini begendi çünkü digimon’luydu.Melike inat ediyor.Annem ise hala çekyatta uyuyor.Sonradan annem nihayet uyandı.Sonra poster yapmama yardım etti meyvemizi yedik çantamı topladım.Sonra oturma odasını ve odamı topladım sonra televizyon da Kick-Box izledim afişim bece çok güzel olmuştu'
milyon dolarlık tablo..
bu tablo ile dolusuyla para kazanan ressam şimdi de çizdigi yerin arsasını alma hedefinde..nereden nereye....
Gidiyorum buralardan, oldugum yerlere
İşte gidiyorum... Karşılıksız bir aşka kurban ettim ömrümü! İşte gidiyorum, Toprak alsın benim de bu hazin öykümü... İşte gidiyorum... gurbet yorgunu gövdemi, Çukura kim indirecek? İşte gidiyorum, Bu menfur cinayeti, şimdi çıkıp kim üstlenecek? Çürüdü gözlerim, Çürüdü yüreğim, bu yağmurlu şehirde. İşte gidiyorum, Beni kaldırın, hicranım kalsın teneşirde. Size, yüzyallardır sesini kaybetmiş Bir türküyü söyleyecektim; Ve bir yayla rüzgarı şefkatiyle Kirpiğinizin ucundan öpecektim... Bir masum türküydü sadece Yüz binlerce mağdurun gönlünde; Belki söyleriz hep birlikte Belki... mahşerin birinci gününde. Nasıl sevmiştim hepinizi, Nasıl böyle oldu akıbetim? Ve nasıl çöle döndü, O benim gül-gülistan memleketim? İşte gidiyorum, Hiçbiriniz, hiçbir dilde beni anlamadınız. Ben başımı verdim, sizinse İnsafsız bir linç oldu karşılığınız. İşte gidiyorum, Penceresiz bir dünyanın bilinmez labirentine... İşte gidiyorum, ''Saçlarındaki yıldızları artık koparabilirsin anne! '' Sonunda kaptırdım gönlümü Ölüm denen o kaypak türküye. Ve işte kurtuldun benden Şen olasın ey sevgilim; Türkiye! Elbet benim de vardı, Kendime ve yurduma dair umutlarım. Belki bıraktığım yerden sürdürür; Dostlarım, karım ve çocuklarım... Çatladı yüreğim, çatladı sazım. Demek ki böyleymiş yazım. Sizlere armağan olsun Sizlerden ödünç aldığım bu yürek sızım. Bu nasıl hapis Tanrım Sabah-sabah bu ne hikmet, bu ne sis? Kalbime son mermiyi sıkmak Sana mı düştü, ey güzel Paris? İşte gidiyorum, Kalmadı söyleyecek son bir sözüm. Dediğiniz gibi olsun be! Dediğiniz gibi olsun gözüm! İşte gidiyorum, Tükenmişti inancım, bu nankör hayata dair. Belki benim için birkaç mısra döktürür Hayaloğlu diye bir şair! ..