1 Temmuz 2011 Cuma

tadını çıkaramıyorum sadece..

Sonuçsuz problemim kalanım yok,
Zamanım çok fakat gücüm yok
Yitirilen her dakika sığınağım
Tadını çıkarıyorum sadece bitmeden. . .

Gecenin karanlığı çöktükçe,
Düşüncelerim büyüleniyor,
Karanlık onlara nefes aldırıyor,
Kapılar kilitli.Çıkış yok...

Çıldırsan da fark etmez,
Küllere bürünsen de sönmez ateş
Karanlık damlarken bu küllere
Nefes alır düşünceler alev alır yeniden. . .

Yüz ifaden değişir.
Gamzelerindeki boşluğu acı doldurur.
Gülemezsin...
Ne kadar istesen de bitemezsin. . .


Un ufak eder seni zaman.
Hatıralar tüketicisidir ömrünün.
Aradığın kokuyu bulamazsın hiçbir yerde.
Bir nefes gibi muhtaç olduğun halde. . .

Korkular örter üstünü üşürsün.
Bir sıcak yüz ararsın bakacak,
Kör bile olsan istersin sadece hissetmek
Muhtaç olursun bir parça Fısıltıya.


Asıl sorun bunları anlayamaman.
Bu dili bilememen
Cahilliğin,umutsuzluğun..
Ve elbet bir gün yıkılışın. . .

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

22/05/2004'ten günlük sayfalarımdan bir kaçı ..

‘Bugun gece 05.00’da sahura kalktım.Sahurda yemegimi yedim.Sonra ezan okundu.Niyetimi ettim ve tekrar uyudum.Sabah kalktım ve kahvaltımı yaptım.Sonra Pendik’e gittikOradan bayramlık giyecekler alacaktık.Sonra bir magazaya girdik.Oradan pantolon, gömlek, süeter aldık.Sonra Pendik’ deki camiye gitttik.Ordan namaz kıldım ve kitapçılara baktık.Sonra eve geldik, çok acıkmıştım saat 18.30’du ve ezanın sesini duyduk.İftarımızı açtık, ödevlerime başlamıştım ve dokuz ödevimi bugun bitirmiştim.Yarın camilere gitmeyi planlıyoruz.kardeşimi çalıştırdık annemle bizim uykumuz vardı melike daha çok çalışalım dedi uykumuz oldugu için hayır dedik melike ısrar etti.yarım saat daha çalıştık.eskisinden daha çok uykumuz gelmişti ama babamı bekliyorduk.O yüzden yatıp uyuyamadık.Melike’de günlügünü yazmaya başlamıştı yazdıgı kesinlikle şudur:

Bugun uyandım Pendik’e gittim.Pazara gittik eve geldim yattım uyudum.

Çünkü hep böyle yazıyor.Birgün Melike’nin günlügüne gizlice bakarken bir de baktım yazıyorduki ”17gün yazamadım” oraya bakarken nerdeyse gülmekten bayılacaktım.Melike günlük yazmayı bırakmıştı bugun yine günlük yazmaya başladı ilerde ki zamanlarda yine gizlice bakarım ve yine kesinlikle 10-15-20 gün yazamadım diye yazmıstır.O zamanda bakınca gülmekten bayılırım.Bence Melike günlük yazmayı bilmiyor ama diyor ki ben günlük yazmayi senden daha iyi biliyorum.Ben mutfaga su içmeye gittin ve dönüyordum Melike benim günlügümü karıştırıyordu ama okuyamamış.Annem çekyatta uyuyakalmış.Bence benim günlügümün resmi Melike’ninkinden daha güzel.Annem de benimkini begendi çünkü digimon’luydu.Melike inat ediyor.Annem ise hala çekyatta uyuyor.Sonradan annem nihayet uyandı.Sonra poster yapmama yardım etti meyvemizi yedik çantamı topladım.Sonra oturma odasını ve odamı topladım sonra televizyon da Kick-Box izledim afişim bece çok güzel olmuştu'

milyon dolarlık tablo..

milyon dolarlık tablo..
bu tablo ile dolusuyla para kazanan ressam şimdi de çizdigi yerin arsasını alma hedefinde..nereden nereye....

Gidiyorum buralardan, oldugum yerlere

Gidiyorum buralardan, oldugum yerlere
İşte gidiyorum... Karşılıksız bir aşka kurban ettim ömrümü! İşte gidiyorum, Toprak alsın benim de bu hazin öykümü... İşte gidiyorum... gurbet yorgunu gövdemi, Çukura kim indirecek? İşte gidiyorum, Bu menfur cinayeti, şimdi çıkıp kim üstlenecek? Çürüdü gözlerim, Çürüdü yüreğim, bu yağmurlu şehirde. İşte gidiyorum, Beni kaldırın, hicranım kalsın teneşirde. Size, yüzyallardır sesini kaybetmiş Bir türküyü söyleyecektim; Ve bir yayla rüzgarı şefkatiyle Kirpiğinizin ucundan öpecektim... Bir masum türküydü sadece Yüz binlerce mağdurun gönlünde; Belki söyleriz hep birlikte Belki... mahşerin birinci gününde. Nasıl sevmiştim hepinizi, Nasıl böyle oldu akıbetim? Ve nasıl çöle döndü, O benim gül-gülistan memleketim? İşte gidiyorum, Hiçbiriniz, hiçbir dilde beni anlamadınız. Ben başımı verdim, sizinse İnsafsız bir linç oldu karşılığınız. İşte gidiyorum, Penceresiz bir dünyanın bilinmez labirentine... İşte gidiyorum, ''Saçlarındaki yıldızları artık koparabilirsin anne! '' Sonunda kaptırdım gönlümü Ölüm denen o kaypak türküye. Ve işte kurtuldun benden Şen olasın ey sevgilim; Türkiye! Elbet benim de vardı, Kendime ve yurduma dair umutlarım. Belki bıraktığım yerden sürdürür; Dostlarım, karım ve çocuklarım... Çatladı yüreğim, çatladı sazım. Demek ki böyleymiş yazım. Sizlere armağan olsun Sizlerden ödünç aldığım bu yürek sızım. Bu nasıl hapis Tanrım Sabah-sabah bu ne hikmet, bu ne sis? Kalbime son mermiyi sıkmak Sana mı düştü, ey güzel Paris? İşte gidiyorum, Kalmadı söyleyecek son bir sözüm. Dediğiniz gibi olsun be! Dediğiniz gibi olsun gözüm! İşte gidiyorum, Tükenmişti inancım, bu nankör hayata dair. Belki benim için birkaç mısra döktürür Hayaloğlu diye bir şair! ..

Popüler Yayınlar